Efem Notes
Yaş Almak Üzerine
Geçenlerde eski fotoğraflarıma denk geldim. Üniversite yıllarımdan, uzmanlık dönemimden ve kliniğimi ilk açtığım zamanlardan kareler vardı. İster istemez insan kendisiyle karşılaştırıyor.
Evet, daha genç görünüyordum. Ama dürüst olmak gerekirse, bugün o yaşlarıma geri dönmek istemezdim.
Çünkü bugün sahip olduğum birçok şeyi yıllar içinde kazandım. Tecrübeyi, bakış açısını, insanları anlamayı, hatta bazen sakin kalabilmeyi...
Sanırım bu yüzden yaş almakla hiçbir zaman problemim olmadı.
Muayene sırasında bazen danışanlarımın yaşlanmaktan korktuğunu düşünüyorum. Ama biraz konuştuktan sonra aslında korktukları şeyin yaş almak değil, yorgun görünmek olduğunu fark ediyorum.
Bir insan elli yaşında olabilir ve oldukça iyi görünebilir. Başka biri kırk yaşında olabilir ama sürekli yorgun, mutsuz veya bitkin görünebilir.
Bu yüzden estetik tıbba yaklaşımım hiçbir zaman bir insanı olduğundan çok daha genç göstermeye çalışmak olmadı. Açıkçası bunun çok doğal sonuçlar verdiğini de düşünmüyorum.
Ben daha çok insanların kendilerini daha iyi hissettikleri versiyonlarına yaklaşmalarını seviyorum.
Yüzün enerjisini geri kazanmak.
Daha dinç görünmek.
Daha sağlıklı görünmek.
Ama bütün bunları yaparken kişinin yüzünü, karakterini ve ifadesini koruyabilmek.
Bence işin zor kısmı da burada başlıyor.
Çünkü estetik uygulamalarla bazı değişiklikler yapmak mümkün. Asıl mesele, nerede duracağınızı bilmek.
İnsanların büyük çoğunluğu aslında başka biri gibi görünmek istemiyor. Sadece aynaya baktığında daha iyi hissetmek istiyor.
Ben de buna çok yakın hissediyorum.
Kendi yüzümde geçen yılları görüyorum. Ama o yılların içinde ailem var, dostlarım var, öğrencilerim var, yaptığım hatalar ve öğrendiklerim var.
Bunların hepsini silmek ister miydim?
Sanmıyorum.
Belki de güzel yaş almak dediğimiz şey tam olarak budur. Zamana karşı savaşmak değil, zamanla kavga etmeden iyi görünmeye devam edebilmek.